|
Buket Uzuner (Yazar): ........hiçbir gün, hiç kimseden "ders çalış!"
sözünü duymadım.
Ankara Sakalar İlkokulu'nu,
Ankara Kız Lisesi'ni
bitirdim.
Bütün bu yıllar boyu hep sınıf temsilcisi/mümessiliydim. Sanırım bunun
özünde yönetmek isteğinden çok, yönetilmekten hiç hoşlanmamak duygusu
yatıyordu. Çünkü yetişkin olarak vardığım noktada netleşen karakter
özelliklerimden birisidir bu.
"Örnek öğrenci" olmamın bir başka saklı nedenini de şimdi şöyle
açıklayabiliyorum: Hemen bütün muzırlıkların, haşarı ve yaramaz planların
arkasında oluşum, "örnek öğrenci"liğin koruyucu kılıfı içinde bana müthiş
bir özgürlük sağlıyor olmalıydı. Çünkü, yumuşak başlı, sakin ve uysal bir
çocuk ve yetişkin olamadığım gibi, kurallara körü körüne uymak beni hep
incitmiştir. Halbuki çalışkan ve başarılı bir öğrenciye asilik, dikbaşlılık
ve muzırlık konularında daima öbürlerinden biraz daha fazla hoşgörü
gösterilir.
Yazmak ve yazarlık, beni çok küçükten beri büyülemeye başlamıştı. Yazarlık,
yaşam koşullarının sürüklediği bir yön olarak değil, tam tersine çok
bilinçli, gönüllü ve "asıl meslek" terk edilmek pahasına seçilmiş bir iştir
benim için. (Bu "asıl meslek" deyişini yerli filmlerdeki "asıl oğlan/kız'a
nazire olarak söylüyorum. "pahasına'nın anlamıysa, tamamen ekonomiktir.)
|